FOTOĞRAFÇILARIN PERA'SI

Tarihsel değerlerini sürdürebilmiş İstanbul’un modern pencerelerinden biri olan Pera; Osmanlı Dönemi’nde bir çok farklı kültürü barındıran ve Osmanlı üzerine çalışmalar yürüten batılı araştırmacı ve gezginlerin de konuşlandığı bir mahalle olmuştur. İstanbul’daki Ermeni Fotoğrafhaneleri de Pera’da yer bulmuştur.


Osmanlı padişahları arasında ilk ve son batı avrupa seyahatini III. Napolyon'un daveti üzerine Paris'te bir sergi açılışına katılarak yapan dönemin padişahı Abdülaziz'in batıya dönük yüzü, fotoğraf sanatının saray çevrelerince de kabul görmesini sağlar. Endüstri Devrimi ve Fransız İhtilali’nin etkilerinin görüldüğü bu dönemde saray halkı ve entellektüel kesim batının sanat anlayışını benimsemeye başlarken, halkın alt tabanı bu konuya oldukça çekimser yaklaşır, yenilik ve reformları benimsemez. Musevi ve müslüman ailelerin fotoğrafı günah olarak kabul ettiği bu dönemde, İtalyan fotoğraf sanatçısı Carlo Naya, Rum ve Ermeni ailelerin çoğunlukta olduğu Pera’ya yerleşerek, Pera’da fotoğraf sanatının yeşermesine vesile olan fotoğrafçılardan biri olur.

TOMTOM SOKAK VE PASCAL

Basile Kargopoulo 1850’de Pera’nın ilk stüdyosunu açar. Saray himayesindeki çalışmalarının dışında İstanbul panaromaları ile seyyar satıcılar gibi günlük yaşamı yansıtan fotoğrafları dönemin önemli fotoğraflarındandır. Ardından Osmanlı Nazırı Kamil Paşa'nın emri üzerine İstanbul hapishanelerindeki mahkumların fotoğraflarını çeker ve Osmanlı kriminoloji tarihiyle bir ilke imza atar.


Basile Kargopoulo’yu takiben 1857’de Pascal Sebah ‘El Chark: Doğu’ ismiyle Tomtom Sokak’ta ilk stüdyosunu açar. Fransız Elçiliği karşısına açtığı ikinci şubesini 1870’deki büyük Beyoğlu yangınıyla kaybeder ve iki yıl sonra  Beyoğlu 439 numaraya taşınır. Uluslarası sergilerde aldığı ödüller yanı sıra Abdülaziz tarafından üçüncü derece Osmani Nişanı alır. Oryantalizmin güçlü temsilcilerinden biri olarak kabul edilen Pascal Sebah 1886 yılında vefat eder. Ölümünün ardından eşi Roza Zarfcıyan, Polycarpe Joaillier’i işletmeye ortak alır ve stüdyonun ismini Sebah Et Joaillier olarak değiştirirler. Stüdyo bir çok ödüllü çalışmaya imza atmaya devam eder. KEVORK, HOVSEP VE VİKEN

Aynı dönemde Abdullahyan Biraderler (Abdullar Freres)  olarak tanınan Kevork, Hovsep ve Viken kardeşler ülkesine geri dönmek isteyen Alman kimyager, fotoğrafçı Rabach'ın stüdyosunu satın alır ve Pera’ya yerleşirler. Sultan Abdülaziz döneminde saray ve çehrelerinde çektikleri fotoğraflar ile ‘Saray Fotoğrafçısı’ ünvanını alırlar. Günümüzde metro, tramvay, lokanta ve bilumum yerde bu eserlere rastlamak mümkün. Abdullahyan Biraderler, İstanbul’u ziyaret eden İngiltere Kralı Edward, İran Şahı Nasıreddin, Galler Prensi, Fransa İmparatoriçesi Eugenie'yi ve birçok siyasi figür fotoğraflamışlardır. 1886'ya gelindiğinde, şöhretleri Mısır'a kadar yayılmıştı ve orada Khedive'nin (Viceroy) kişisel isteği üzerine, önümüzdeki on yıl boyunca aktif faaliyet sürdürecek olan Kahire'de bir şube açarlar. Abdullahyan Biraderler Konstantinopolis stüdyosunu 1900’de Sebah ve Joaillier'e devreder. Abdullah Freres, Osmanlı İmparatorluğu'nun metropollerinde günlük yaşamın sahnelerini, şehir manzaralarını yakalama konusunda önemli belgesel fotoğrafçılarından biri olarak tarihteki yerini korur.


Pera’da fotoğraf kültürü Rum ve Ermeni aileler tarafından iyice benimsenir ve çocuklarını yetiştirilmek üzere Pera Caddesi'nde sağlı sollu açılan fotoğraf stüdyolarında çıraklık yapmaya gönderirler. Aile fotoğraflarının da toplumsal bazda yaygınlaşmaya başlamasıyla, pazar günleri kiliseye gitmek üzere özenle seçilen kıyafetler giyilir ve tören sonrası Pera’daki fotoğrafçılara gidip aile fotoğrafları çektirilir. Post mortem fotoğrafları da ölen kişinin aileyle son anısı kabul edildiği için, aile fotoğrafları arasında önemli bir yer tutar.

Burjuva ve üst-orta sınıflardan artık halkın kabul gördüğü bir noktaya ulaşmaya başlayan fotoğraf sanatı gün geçtikçe köklenir. Günümüzde fotoğrafın basit bir eylem biçimine dönüşmesi tarihsel belge değerini yitirmesine neden oluyor. Family Pera yitirilen bu değere sahip çıkarak, aile ve portre fotoğrafının önemini yaşatmak üzere bu değeri en çağdaş şekliyle toplumsallaştırmak üzere kuruldu.


Fotoğraf - Kaynak: Pierre de Gigord

Yazı: Gizem Selimoğlu

0 görüntüleme